background

Kur Korumalı Mevduat Sistemi: Sorun mu, Çözüm mü?

       Artan döviz kuruna karşı bir önlem olarak hayata geçirilen Kur Korumalı Mevduat Sistemi (KKM), ulusal ekonomimiz üzerinde ciddi bir borç yükü oluşturmaktadır. 21 Mart’tan itibaren vadesi dolan KKM hesaplarına yaklaşık 14 milyar TL ödeme yapılacağı bilinmektedir. Yıllık bazda ise Hazine’den kabaca 50 milyar TL’nin çıkacağı ifade edilmektedir. Bu paranın, hepimizin vergileriyle ödeneceği izahtan varestedir.

       Enflasyon, Pahalılık ve Toplumsal Etkiler

       Ülkemizin en büyük ekonomik sorunu, resmi olarak %54, gayriresmi olarak ise %125‘i aşan enflasyon ve hayat pahalılığıdır. Çeşitli değerlendirme ve anketlerden anlaşıldığı üzere, halkımızın ezici çoğunluğu, gün geçtikçe yoksullaşma ve geçim zorluğuyla karşılaşmaktadır.

       Öte yandan, işsizlik ve enflasyonun doğurduğu pahalılık, gıdaya erişimde de büyük zorluklar getirmektedir. Nitekim TÜİK verileri de bu durumu doğrular niteliktedir. Geçtiğimiz ay, Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) yıllık %68,5, baklagil fiyatları %92, sebze ve meyve fiyatları ise %112,5 artmıştır. Elektriğe, akaryakıta, doğalgaza üst üste yapılan zamlar, yaşam kalitesini en aşağıya çekmektedir. Böylece, toplumumuz en zenginlerle en fakirler olarak ayrışmakta, ortadirek tamamen silinmektedir.

       Anlaşılan odur ki, bir tarafta, büyük sermaye ve ona hizmet eden AKP iktidarı, çok maaşlı bürokratlar; diğer tarafta ise fakruzaruret içinde harap ve bitap düşmüş halkımız vardır. Bu ayrışma hiç de hayra alamet değildir.

       Kur Korumalı Mevduat Üzerine

       Diğer taraftan, bankalardaki tasarrufların büyük çoğunluğunun sayıları 250 bin civarında olan para zenginlerine ait olduğu bilinmektedir. Bu kişiler, paralarını kısmen dövizde, kısmen de KKM’de tutmaktadır. Bütçede tasarruf yoluyla elde edilen kaynaklar ve imkanlar, halkımızın fiyat indirimleriyle rahatlatılması yerine, KKM hesap sahiplerine ayrılmaktadır. Bu durum, sermaye ve servet zenginlerine kaynak transferi yapılması anlamı taşımaktadır. Sözde faiz düşmanı AKP yönetiminde, son bir yılda, faiz ödemelerinin %67 artması izah edilemez. Nas diyerek topluma güya dini telkin yapıp, arkasından faizci siyasetin zirvesine oturmak büyük bir çelişkidir.

       KİT’lere, kamu bankalarına, şehir hastaneleri gibi Kamu-Özel İşbirliği (KÖİ) yatırımlarına yapılan transferler, bütçeyi zaten eritmektedir. Bu süreçte, yerel yönetimlere, emeklilere, yoksullara, çiftçilere tatmin edici hiçbir destek ve transfer söz konusu olmamıştır. Bu durum, AKP’nin mevcut tek adam rejiminin otoriter tercihini göstermektedir. Ancak bunun sürdürülebilirliği mümkün görünmemektedir. Anlaşılan odur ki, su yukarı akmayacak ve AKP’nin sonunu getirecektir.

Behiç ÇELİK, 22.3.2022